RMTRN

AILE!

Gozlerini actiginda coktan sehre varmislardi. Yolun iki tarafinda turunc bahceleri.. Mavi demirli eski kopruyu gordugunde buyukannesinin evine yaklastiklarini fark etti. Kucaginda pelus kopegi, annesine sirnasti. Erkek kardesi on koltukta arabalarla ilgili hararetli bir konusma yaparken, babalari donecegi sokagi kacirmamak icin dikkatle yolu izliyordu. Biraz sonra evin onune geldiler. Arabayi her zamanki yerine, sonradan beton bir duvarla ayrilan park yerine, birakip esyalari yuklendiler. Kucuk kiz sirt cantasiyla pelus kopegini alip yurumeye basladi, once dis kapi acildi, asansorden indiklerinde ,her zaman oldugu gibi, ardina kadar acilmis kapida onlari bekleyen yasli kadin ve ailenin diger uyeleri sevincle karsiladi bu uzaktan gelmis yorgun aileyi. Esyalari odaya tasiyip oturma odasina gectiler hep birlikte. Buyukler hasret telasina dusmusken, kucuk kiz kumandasiz eski televizyona kostu. Dugmesine basip televizyonu acti, sesini iyi duyabilmek icin daha da yaklasti televizyona, sonra buyukanne yanina cagirdi kucuk kizi: ‘Gel hele buraya!’ kucuk kiz gulumseyerek kostu, buyukanne iki yanagindan optu cocugu sevgiyle, birbirlerine sarilip oturdular bir sure. Anne terligini giymis cayi demlemeye giderken herkes sohbete daldi, odanin kapisi kapaliydi cunku 2 elektrikli soba o kucucuk odayi sicak tutmaya anca yetiyordu. O aksam her sene oldugu gibi ilk bulusmanin tadini cikardilar. Yataklar hazirlanmaya basladi ve kucuk kiz abisiyle birlikte televizyonlu sicak odada uyuyacagi icin cok mutlu oldu, ama yorganin icine girdigi gibi uyuyakaldi, uyurken gulumsuyordu cunku ertesi gun ailenin geri kalan uyeleri de gelecekti, yine hep beraber harika bir tatil gecireceklerdi, aksamlari gec yatilacak, yetiskinler okay oynayacak, ve teker teker herkes kucuk kizla ilgilenecek, en buyuk dayisi onu yine yavru kopek alma vaadleriyle kandiracakti. Boyle gececekti bir tatil daha. Belki teyzesi de olacakti, hic onun yanindan ayrilmayacak surekli yanaklarini kollarini sikistirip onu sevgiden bunaltacakti, ya da piknige gideceklerdi hep beraber, arabalarin radyolarini acip sevincle mangali yakacaklardi. Hep boyle mutlu olalim diye dusundu kucuk kiz, her zaman birlikte olalim hic ayrilmadan, yine gulumsedi o guzel gunu sonsuzlukta yasatircasina :) 
AILEME ADANMIS ANILARIMLA, bugun aramizda olmayan ve kalbimde hep guzel anilarini birakan o degerli insanlara… ne sizi ne de gecmisi unutabilirim, bana hep guzel gunler yasattiginiz icin sizlere sonsuz tesekkurler…

IT’S NOT A SONG BUT “ART OF LIFE”

BRIGHT DARKNESS

The man was sitting beneath the bright darkness. NO CLAMOUR, NO OTHER PERSON. He had just two things; one body and one mind…

That man is an old guy with bleached hair, little blue eyes and beautiful hands. Ugly old man with handsome past… impossible to recognize, impossible to meet.

The old man was crying silently. The darkness was serious. He always knew that. But that time it was hard to overcome. He wanted to do something, refresh everything but…He was late. There was a light in that darkness. But it wasn’t strong enough. Everything has changed, the world, his body, the people, his mind… In the world he always gained the respect of people loved himself and used the mind. But already lost eveything and death was near. However all of a sudden„, the light began to grow. He prolonged his hand toward the light, held it, dried his eyes and in a little while a smile appeared on his face… «RMTRN»

If you only read the books that everyone else is reading, you can only think what everyone else is thinking.

—Haruki Murakami (Norwegian Wood)

 

       

      Bir insan bana: “Yaşamak kremalı pasta yapmaya benzer: nasıl olması gerektiğine karar verdikten sonra tarifi hakkında biraz bilgi edinirsin, öğrendiğinde zaman kaybetmeden yapmaya başlarsın; bazen hataların olur bazen de olmaz, kremadan ilk katı attığında zor kısmını bitirdiğin için mutlu olursun, süslemeye başladığında ise yüzünde sadece gülümseme vardır.” demiş olsaydı, hep onun yanında olmak; hep onu dinlemek isterdim.

THE GOOD, THE BAD, THE WEIRD

Amazing Korean western movie with Song Kang-ho, Jung Woo-sung and Lee Byung-hun…

Wicked Frog

I’ll leave this swamp and I’ll make a marvellous movie. It will become a big hit.. or I will stay here and I will make a marvellous rice paddy. It will become a big field..

    life is life

I will choose and I won’t lose because I’m invincible wicked frog =)

In the beginner’s mind there are many possibilities, but in the expert’s mind there are few

—Shunryu Suzuki

Jazzberry Jam — Turquoise Blue

 

 

       A little boy was walking on a shiny road. 

       He was holding two cases, one of them was jazzberry jam and the other one was turquoise blue… He was walking without thinking and was singing “Brother John” « the only song that he knows ». But he didn’t want to keep going anymore. There was no water and there was no food, the boy couldnt understand why he was there „, where was his mother and why he was holding that things.?. The boy sat down also put the bags down. He stared at them, then picked the turquoise one and opened it. There was a piece of glass. He didnt touch it because his mother had warned him not to touch sharp things. Then he opened other case, there was liquid, purple liquid… He put his hand into the bag. It was soft and cold, his hand was shining like a diamond. He was amazed that his hand was like a tv screen with variable displays „, now he could see his mother and little sister .. smiled .. he was happy. Then a blue thing appeared on the screen, it was that blue glass. He thought he has to take it. But he couldn’t do that, so he lift the purple case and poured all the liquid to the blue case. Instantly everywhere started to sparkle. He couldn’t see anything, closed his eyes and started to wait. When he opened his eyes sparkle has gone and the road has also disappeared. The boy looked around and realize that he is in room. It was just a dream, he got up and walked toward the table, there were 2 cases „, one of them was jazzberry jam and the other one was turquoise blue…  «RMTRN»

YOSHIKI - SUGIZO : Dahlia intro

rainy day ;

gregor & bird

     

      Yves Saint Laurent marka güneş gözlüğünün parçalarını toplarken zihninde hiçbir düşünce yoktu. Gözleri boş bakıyor, elleri hissizce görevini yerine getiriyordu. Parçaları trençkotunun cebine koyarken bir iki adım ilerledi, demirlerin tiz uğultusu boş zihninde yankılanıp, gizlenmiş anıları çağırırken yüreğinin acısı köpük gibi kabarıyor hissiz vücudu kıvranıyordu„„ yine de kıpırdamadı.

       Tren istasyona yaklaştı, sonunda durdu, kadın çizginin sınırında tepkisiz bekliyordu…………………  Aniden kafasını çevirdi, bavulunun yerinde olup olmadığını merak etmişti „„ oradaydı… Arkasına döndü, hızlı adımlarla çantanın yanına yürüdü. Turuncu sapından tutup sürüklemeye başladı, adımları daha da hızlanıyordu. Evine dönmek istedi, kaçmak istemiyordu, hayatının son 6 senesinde onunla yaşadıklarını düşünmeye başladı, bu sefer zihninin boşalmasına izin vermeyecekti. 

     Kimseye minnet duymadan yaşamış, kendisinden başka birine bağlanmayı denememişti.. Annesini, arkadaşlarını, çocukluk aşkını terk etmiş, arkasına bile bakmamıştı. Hayatını hep yalnız geçirmiş kimseye ait olmamış, kimseyi sahiplenmemişti 6 yıl öncesine kadar. 21 Haziran 2004’te bağlılık yemini etmiş, sevdiği adamla evlenmişti. Ona bu sırrından hiç bahsetmemiş, başarabildiği kadar onunla yaşamak istemişti.

     Bu sabah sessizce kocasının kollarından sıyrılmış, kıyafetlerini bavuluna doldurup, bir gün önce onun hediye ettiği güneş gözlüğünü de alarak evden çıkmış, tren garına gitmişti. Ve şimdi kapıdaki taksiyi kaçırmamak için koşar adımlarla ilerliyordu, evine dönecekti, onu seven adamın yanına gidiyordu, onsuz yapamazdı, tek kelime etmeden bırakıp gidemezdi, demirlerin uğultusu zihnine dolarken kalbinin acıdığını hissetmişti, ona bağlandığını onu sevdiğini açıkça anlayabiliyordu„ gözlerinden yaşlar süzülürken taksinin kapısını açtı, bir pastane adı söyledi, dışarıyı seyrederken gözyaşları koltuğa dökülüyordu, kocasının sevdiği tarçınlı kurabiyelerden alıp tekrar taksiye bindi, anahtarı çevirdi, eve girdi, onu görmek için yatak odasına yöneldi„, hâlâ sessizce uyuyordu.

     Sevgiyle kocasını öptü, adam gözlerini açtı, karısına en içten gülümsemesiyle baktı, ve kadın seneler önceki heyecanı tekrar yüreğinde hissetti, onları bağlayan sevgi odanın her yerindeydi, artık kaçamayacağını anladı, dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi…  «RMTRN»

 CNblue - sweet holiday